21 Kasım 2006 Salı

ÇOK GEÇ OLMADAN

14479" Hacca gideceğim... Helalleşmeye geldim " dedi... Yüzüne baktım dikkatlice.. Eskiden muayene ettiğim hastalardan birisiydi mutlaka; çünkü yüzü tanıdık geldi bana... Ama tam olarak da çıkaramamıştım. Yaklaşık 50 -55 yaşlarındaydı.. Esmer ve parlak bir cildi, geniş yanakları vardı.. Başörtüsü, onu , olduğundan biraz daha yaşlı gösteriyordu.. Yanında da kocası olduğunu tahmin ettiğim bir adamla beraber, sağlık ocağının koridorunda beni bekliyorlardı. Boş bir muayene odasına buyur ettim onları... Oturdular...

Kadın anlatmaya başladı: "Bugün yaşıyorsam eğer, bunu sana borçluyum!"... Dediği anda kim olduğunu hatırladım. Bana ilk gelişi bundan yaklaşık 2 yıl önceydi... Her muayeneye gelen 35 yaş üzeri kadına yaptığım bütün uyarıları ve yapılması gerekenleri ona da anlatmıştım... O da "Hiçbir şikayetim yok ama; niye gideyim ki?" diye itiraz etmişti hatta... Bir süre daha konuştuktan sonra , smear aldırmaya ve meme muayenesine ikna olmuştu..

Bir kaç ay görmedim onu ; taa ki pansuman odasından "İşte benim doktorum!!" diye bağırmasını duyana kadar.. Hemen yanına gittim.. Muayene masasında yatıyordu.. Karnında bir ameliyat izi vardı..Pansumana gelmişti bizim sağlık ocağına... "Hayırdır?" dedim... Kadının gözleri doldu: " Hayatımı sana borçluyum !!" dedi... Önce, ne demek istediğini anlayamadım... Devam etti: "Senin dediğin tahlilleri yaptırmak için hastaneye gittim. Rahim kanseri başlangıç aşamasında yakalandı. Çok da tehlikeli bir türüymüş. Rahim ve yumurtalıklarımı aldılar." dedi... Sonra ellerimi tutup: "Sen söylemeseydin, çok geç kalabilirdim" dedi... Ben öyle düşünmüyordum.. "Yapılması gerekenden fazla bir şey yaptığıma da inanmıyorum.. Sorumluluk duygum ve hassasiyetim böyle davranmamı gerektiriyor. Bu uyarıları günde belki 30 kadına yapıyorum.. Ama kaç tanesi bunu ciddiye alıp ,yapılması gerekenleri kendileri için yapıyorlar bilmiyorum... Ben ne kadar hassassam ,sen de en az o kadar ciddiye almışsın dediklerimi.." dedim.. Haa evet... Bu kadın, durumu ciddiye almış ve hayatının kurtulmasına sebep olmuştu...

Şimdi de üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen, hacca giderken benimle helalleşmeye gelmişti.. Geçirdiği 2 senenin, ona armağan edildiğine inanıyordu... Yeni hayatını, daha dolu ve daha "farkında" yaşıyordu artık... Hazırlıklarından bahsetti heyecanla.. Benim sayemde hacca gidebildiğini söyledi... Sonra boynuma sarılıp yanaklarımdan öptü... Kendi kendime beceriksizce bir şeyler söylemeye çalıştım... "Ben olması gerektiği gibi davrandım" gibilerden... Ama asıl yapmaya çalıştığım, gözlerimde biriken yaşların dökülmesini engellemeye çalışmaktı.. Ağlarsam susamamaktan korktum.. Sımsıkı ben de ona sarıldım ve başörtüsünün üzerinden başını okşadım...

Kapıya kadar uğurladım : "Allah kabul etsin" lerle yolculadım onları... Odama girdiğimde içimde tarifsiz bir his vardı.. Gurur,sevinç,endişe,sorumluluk... Ama herşeyden önemlisi büyük bir huzur ve iç rahatlığı... Bir hekim olarak , bunu görmekten daha gurur verici ve daha anlamlı bir an düşünemiyorum.... Onun bana bakışlarını,o ışığı, hayatımın son gününe kadar unutmayacağım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder