11 Haziran 2009 Perşembe

1. GÜN

surat

Saat 10: 30

"Kusura bakmayın... Kamyonlar geç geldi; evi daha yeni yüklemeye başladık!"

Ama ama nasıl olur? Hani montaja dün başlamamalarının nedeni kamyonu yüklemek değil miydi?

Saat  12:10

"Jeneratör arıza yaptı da; yenisini bulmaya çalışıyoruz..."

İyi de... Yedek jeneratörleri yok mu?

"Var da... Onların da hepsi montajda. Bulunca biz sizi arayacağız..."

Saat 13: 50

Biraz daha bekleyelim bakalım...Vakit öğleyi geçti; hala ses yok!

"Jeneratör kiraladık bir yerden. Geldiği zaman eğer geç olmazsa kamyonları çıkartacağız."

İnşallah!



Saat  18:45

Bugün boşa gitti...

Benim de canım sıkıldı...

İşçiler  yesin diye yaptığım börekleri oturup afiyetle yedik.

Umarım başka bir aksilikle karşılaşmayız.

Yarın... 2. Gün

 

Fotoğraf: www.deviantart.com

10 Haziran 2009 Çarşamba

Yuvayı Yapan: FABRİKEV

p1070345“Usta aradı. Başı ağrıyormuş, bugün  gelemeyecekmiş! ” ya da “Eee iyi de bu duvar eğriii???” ve hatta  “İşçiler ‘her gün pide mi yiyecezzzz!’ diye sızlanıyor” gibi cümleler bir inşaatın yapılma aşamasında sık sık duyduklarımız arasındadır. Zamanın geçtiğine mi yanarsınız, yoksa paranızla rezil olduğunuza mı? İnsanların mesleklerine ve zamana saygı duymamalarının faturası hep zavallı bizlere çıkar. Amaaaa bu sefer çıkmayacak. Çünkü artık dişi kuş ve usta devri kapandı. Şimdi yuvaları “Fabrikev” yapıyor.

Son derece çağdaş, sağlam ve pratik bir uygulama olduğu ve henüz çok fazla bilinmediği için sizler de haberdar olun istedim…Antalya’nın büyük şirketlerinden ADO Grup’un  bir kolu olarak hizmet vermeye başlayan Fabrikev henüz bir bebek aslında. Dünyada ve Türkiye’de tek oldukları iddiasıyla başladıkları üretim, Ağustos ayında yapımı tamamlanacak olan 285.000 metrekarelik yeni fabrikalarıyla daha da hız kazanacak. İlerleyen zamanlarda adlarından daha çok bahsedileceğine hiç şüphem yok. Burada yapılan üretim benim anladığım ve aktarabileceğim kadarıyla şöyle…

2 Haziran 2009 Salı

DOĞUM GÜNÜ MÜ?

birthday_by_triinuhMuayene odasındaki sandalyelerden birisinde oturmakta olan yaşlı adam, sessizce kayıt işlemlerinin yapılmasını bekliyordu. Adamın bilgilerine şöyle bir göz gezdiren hemşirenin yüzündeki ciddi ifade, birden bire muzip ve heyecanlı bir hal aldı:


 


-         Aaaa amca! Dört gün sonra doğum gününüz varmış! Kutlu olsun!


 


Yaşlı adam şaşırmıştı:


 


-         Ne ki o?


 


-         Yani amcacığım dört gün sonra yaş gününüz varmış ya; onu kutladım işte…


 


Adamcağız bir anda telaşlanmıştı:


 


-         Yaş günüm demek? Eee şimdi ne yapmam gerekiyor benim?


 


21 Mayıs 2009 Perşembe

GÜL YÜZLÜ

kopyasi-p1070320Uzaktan yaşlarını kestiremediğim bir kadın ve erkek, ağır adımlarla karşıdaki bordo boyanmış evlerinin bahçesinden bize doğru yürüdüler. Yaklaştıkça, önce yüzlerindeki gülümsemeyi seçebildim; sonra da kenarları kırışmış ama sevgiyle parlayan gözlerini…

“Hayırlı olsun.” dedi adam. Kadın da bu dileğe başını sallayarak katıldı. Teşekkür ederek ellerini sıktık. Kadının elleri sıcacıktı; başına bağladığı örtü ise sımsıkı. Bir yemeniyi de boynunun çevresine dolamıştı. Üzerinde bu sıcak havaya tezat bir yelek vardı. Yeleğinin düğmelerini kapatmak yerine tek eliyle her iki ucunu birleştirmişti.

“ Kaç keredir geldiğinizi görüyoruz. Bir merhaba demek istedik” dedi adam. Kadın bu sefer sessiz kalmamaya kararlıydı: “Sizi görünce bizim evi yapmaya başladığımız günler geldi aklımıza. Neler çektik değil mi?”. Söylediklerini onaylatmak istercesine kocasına baktı. Adam da gülümseyerek başını salladı: “Yaaaaa… Neler çektik biz? Öldük bittik yorgunluktan”. Sıcak ama rüzgarlı bir öğle vakti ayakta öylece durmuş, birbirimize hayatlarımızla ilgili kısa bilgiler vermeye başlamıştık.

17 Mayıs 2009 Pazar

MOTOSİKLETE NASIL BİNİLMEZ?

motobMotosiklet kullanımının gerek ekonomik, gerekse “Maceranı yarat “ hareketinin giderek yayılması nedenleriyle artması, konu ile ilgili bir takım düşüncelerimi belirtme gereksinimini doğurdu. Bu konuda şimdiye kadar yazılmamışları yazmak, gene bana düştü haliyle… Şimdiden hayırlı olsun!

Motosiklet kullanan sevgili arkadaşım… Şunu hiçbir zaman unutma ki,  kaportan bedenindir. Belki biraz kiloluysan hava yastığı benzeri bir etki yapabilir ama gene de fazla güvenme bence… Bu yüzden de korunma amaçlı her türlü donanımı kullanmanda şiddetle fayda vardır. Yapılan araştırmalarda, kola  takılan kaskın koruyuculuğuyla ilgili  hiç bir pozitif veriye rastlanmamıştır. O yüzden kaskı koluna değil kafana takmalısın. Bunu sakın unutma! Ayrıca çocukluk zamanımızda kullandığımız bir aletin ters dönmüş haline benzeyen kask modeli de -evet haklısın çok sevimli görünüyor ama-  çeneni korumuyor. Haa elbetteki ihtiyaç halinde farklı bir kullanımını düşünerek aldıysan bir şey söyleyemeyeceğim…

12 Mayıs 2009 Salı

ULU ÇINAR

cinSevgili Bülent…

Sen öleli tam iki sene oldu bugün… İki koca sene! Ne garip? Oysa daha dün gibiydi; düğününüz için İzmir’e gitmiştik. Güle oynaya sizi evlendirip, keyifle dönmüştük evimize. Azıcık kalmış saçlarına süreceğin jöleyle dalga geçmiştim… Düğün ve ölüm töreninde de aynı kentte, aynı insanlarla beraberdik. İnanması hala çok zor; kabullenmek ise çaresiz…

Biliyor musun? Hani o çok sevdiğin , deniz kenarında bira içtiğimiz yer var ya; sen öldükten sonra uzun süre oraya gitmedik; gidemedik… İlk gidişimizde oldukça zorlandık. Zaman geçtikçe  artık eskisi kadar rahatsız etmez oldu. Senin için kalktı kadehler. Fotoğraflarına baktık; yüzünün ayrıntılarını unutmamak için…

Yolda birilerini benzettik sana. “Biraz daha uzun” ya da “Gözleri yeşil” olsa  tıpkı “sen”di. Gördüğümüz her bisikletliye daldı gitti gözlerimiz. O gördüğümüz adamın da, seninle aynı sonu paylaşma olasılığı aklımıza geldiğinde içimiz ürperdi; buza kestik. Seninle ilgili anılarımızı döktük ortalara. Güldük ağız dolusu. Senin için de güldük.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

SENARYO NASIL YAZILIR?

hirsi- Yeşim?

- Efendim anneciğim?

- Az önce balkon kapısının önünde senin gelmeni beklerken aklıma ne geldi biliyor musun?

- Bilmiyorum…

- Önce gözüm balkondaki saksıya takıldı. Hani şu kurumuş çiçekli olan?

- Eeee?

- Bizim kapıcı, çiçeğin boynu bükülmesin diye içine bir tane sopa dikmişti. Sonradan fark ettim üzerinde paslı çiviler de varmış…

- Eeee?

- İşte o sopayı çıkartıp atsam mı diye düşündüm. Ama sonra vazgeçtim.

- Neden?

- Tut ki gece hırsız kapıyı kurcalamaya başladı…

- Yani?

- Yanisi var mı? Hırsıza bu sopayla bir güzel vururum diye düşündüm.