
Gözlerini avucunun içindeki anahtara dikmiş öylece oturuyordu. Dalgın hareketlerle anahtarın parlak yüzeyine, girinti çıkıntılarına parmaklarıyla dokunuyordu. Pencereden süzülen gün ışığının metaldeki yansıması ara sıra gözünü kamaştırıyordu. Hafif kaykılarak oturduğu koltuğunda öne doğru bir hamle yaptı. Dirsekleri dizlerinin üzerinde, anahtar ise birleştirdiği avuçlarının içerisindeydi şimdi. Tam 3 yıldır birlikteydiler. Hatta 10 gün önce yıldönümlerini, deniz kenarındaki minik bir otelin bahçesinde kutlamışlardı. Rengarenk kağıt fenerlerin altında ve ay ışığında ne kadar güzel göründüğünü söylemişti Kaan ona. Bütün gece sohbet etmişlerdi ama gene de yapay bir mutluluk vardı ortamda sanki. Artık uzun süredir kavga da etmiyorlardı zaten.
İkisi de çok yoğun çalışıyorlardı ve bu hafta sonu kaçamağını ayarlamakta hayli zorlanmışlardı. Sessiz bir anlaşmaydı yaptıkları aslında. Son bir deneme…