Geçen yaz ayağım kırılıp, koltuk değneği kullanmam gerektiğinde , hayatımda ilk defa, daha önce farkında olmadığım bazı zorluklar yaşamaya başladım…Örneğin, kaldırımların ne kadar yüksek olduğunu gördüm.. Tuvaletlerin, ne kadar uzakta ve uygunsuz olduğunu… Toplu taşıma araçlarına inip binmenin ise neredeyse imkansız olduğunu… Bu , sadece ortopedik problemlerle ilgili olanlardı…Karşıdan karşıya geçişler, alışveriş merkezleri, apartmanlar, restoranlar, oteller,kısacası hiçbir yer , bu tip problemler yaşayan insanlar düşünülerek tasarlanmamıştı ne yazık ki…Bu dönemde, hep şunu düşündüm.. Bu süreç benim için sadece 1 ay ile sınırlıydı…Peki bunu ömür boyu yaşayacak olanlara ne olacak???
" Hacca gideceğim... Helalleşmeye geldim " dedi... Yüzüne baktım dikkatlice.. Eskiden muayene ettiğim hastalardan birisiydi mutlaka; çünkü yüzü tanıdık geldi bana... Ama tam olarak da çıkaramamıştım. Yaklaşık 50 -55 yaşlarındaydı.. Esmer ve parlak bir cildi, geniş yanakları vardı.. Başörtüsü, onu , olduğundan biraz daha yaşlı gösteriyordu.. Yanında da kocası olduğunu tahmin ettiğim bir adamla beraber, sağlık ocağının koridorunda beni bekliyorlardı. Boş bir muayene odasına buyur ettim onları... Oturdular...
Son zamanlarda, seri halde hastalandığım ve bir türlü iyileşemediğim için , en sık duyduğum ve gıcık olduğum cümlelerden birisidir bu... Ne zaman hasta olsam , çevremde birileri (artık yakın çevremdekileri paraladığım için öyle diyemiyorlar) bana en tuhaf bakışlarını fırlatarak suratlarında “ aman bu da neler söylüyor ” ifadesiyle bu cümleyi hunharca sarfediyorlar:))) Doktor hasta olur mu ?
Artık şu konuda hepimiz hemfikiriz sanırım: Biz, eski Yeşilçam filmlerini seviyoruz… Kah gülüyoruz, kah dalga geçiyoruz… Ama seyretmekten de geri kalmıyoruz… Bunu, aramızdaki sohbetlerden ya da burada yazılan bloglardan da kolaylıkla anlayabiliriz... Yani bu, benim üstün!! anlama yeteneğimle ilgili bir saptama değil:)
Bugün gazetelerde gördüğüm bu fotoğraf burnumun direğini sızlattı.
Cuma ,akşamüstü, iş çıkışı...