28 Şubat 2007 Çarşamba

"OLMAK" YA DA "OLAMAMAK"

28307İşte biz kadınların bütün meselesi bu…Varlığı da, yokluğu da ayrı bir sorun. Adet görmeye başlamak, genç kızlığa adım atma törenidir adeta. Her ne kadar bizde, konuyla bağlantılı bir düğün dernek olayı olmasa bile konumsal olarak önemlidir. “Artık genç kız oldun” cümlesinin kurulmasıyla, bizlerin yaşamında da sancılı (!) bir dönem başlamış olur.

İlk defa adet görmemizden (ki ortalama 12-13 yaş diyelim) , menapoza kadar (ortalama 50 yaş dersek) geçen sürede yaklaşık 38 yıl x 12= 456 kere adet görüyoruz. Bir de bunu yaklaşık 7 gün ile çarparsak, ömrümüzün kaç yılını adet görerek geçirdiğimize şaşıracaksınız. Hadi sizi yormadan söyleyeyim neredeyse 9 yıl! Tuhaf değil mi?

18 Şubat 2007 Pazar

MAVİ ŞEMSİYE

umbrella_by_pauajusaSabahtan beri yağmur hiç dinmek bilmemişti. Henüz öğle saatleri olmasına karşın gökyüzü kasvetli bir kurşunilikteydi. Biraz öncesine kadar durgun bir göl gibi olan soluk mavi deniz, giderek huzursuzlanmaya ve kararmaya başlamıştı. Telaşlı bir şekilde balık yakalamaya çalışan iki karabataktan başka hiçbir canlı yoktu çevrede. Sanki , deniz kenarındaki bu minik orman , başka bir dünyaya aitti. Ne bir insan, ne telefon, ne de bir gürültü. Sadece yağmurun ve dalgaların sesi…

Bir kadın ve bir adam… Camları buğulanmış bir arabanın içinde oturmaktaydı. Kaportaya düşen damlaların tıkırtısı giderek şiddetini arttırıyordu. Yarı açık camlardan dışarı Sezen Aksu’nun “Eskidendi, Çok Eskiden”in melodisi ağır ağır gökyüzüne doğru yayılıyordu. Ön camdan seyrettikleri deniz, yağmur damlaları camdan süzülürken giderek bulanıklaşıyordu, ta ki silecekler damlaları camın üzerinden sıyırıncaya kadar.

14 Şubat 2007 Çarşamba

HAKKINI VERECEKSİN

25979Sadece kendin için; kendi ruhunu beslemek adına… Tüm algıların açık yaşamalısın. Tadıyla, kokusuyla, dokusuyla, sesleriyle, hissederek. Kendin için en iyisini keşfetmeye çalıştığın bir yolculuğa çıkmışsın gibi düşün.

 

Deniz kenarında otururken, denizdeki mavinin tonlarını, griyi, yeşili , hatta kahverengiyi fark ediyor musun? Dalgaların büyüklüğünden tuhaf, ürküntüyle karışık bir haz alıyor musun? Dingin bir denize bakarken, o sakinlik, senin ruhundaki fırtınaları da dindiriyor mu? Havadaki iyot kokusunu hissediyor musun? Bulutların suya yansımalarını izleyip, küçüklüğünde yaptığın gibi, yine “bulutları bir şeye benzetme oyunu” oynuyor musun kendi kendine? Rüzgârla yüzüne vuran küçücük tuz zerreciklerini hissedip gülümsüyor musun? Uzaktan geçen bir yelkenliyi görüp onun içindekileri ve nereye gittiklerini tahmin etmeye çalışıyor musun? O teknede olup gitmeyi düşünüyor musun ya da?

 

8 Şubat 2007 Perşembe

İYİ Kİ VARSIN ANNE!

25064Annem…İlk defa yüzünü ne zaman ayırdedip, seni görünce gülümsemeye başladım hatırlamıyorum. Kokunu duyup ağlamamın dindiğini ya da sesini duyunca heyecanla çırpınmaya başladığımı da…Hafızamı zorlasam bile olmuyor. En erken 2 yaşında , cezaevinin karşısındaki evin bahçesinde, beni salıncakta salladığın an var aklımda. Soğuk ve çorak bir bahçeydi. Ama sen vardın,sıcacık…Haa sonrası mı? Anılar akın akın üşüşüyor beynime.

Yazlık sinemaya giderken , beni götürmediğiniz için ortalığı birbirine katmış ve büfenin camına bir tekme atmıştım. Sen, her zamanki soğukkanlılığınla ,cımbızla, ayak parmağımdaki cam kırıklarını ayıklamıştın. Kızmıştın bana, ama çok değil. Hala parmağıma baktığımda, yaptığımdan utanmama belki de o sessizliğin sebep oldu. Karşı komşumuz Muzaffer Teyze ile camdan cama top oynardınız. Kaç kere yollamıştın beni onların kapısına” bir maniniz yoksa annemler size gelmek istiyor” demem için.

4 Şubat 2007 Pazar

TUTKU OYUNLARI

24502Şehrin banliyösünde bir çocuk parkında, üç kadın, bir bankta yanyana oturmaktalar. Bir yandan gündelik yaşamlarından, evliliklerinden, çocuklarından bütün bilmiş halleriyle bahsederken, bir yandan da kendilerinden az ötede çimenlerde oturan ve davranışlarıyla hiç de becerikli bir anne ve kadın gibi görmedikleri Sarah’yı ( Kate Winslet )göz ucuyla izlemekten geri kalmazlar. Edebiyat doktorası yaptığı için zaten Sarah da kendini onlardan daha farklı bir noktada görmektedir.Zengin bir kocası ve bir düzeni vardır. Gündüzleri çocuğuyla beraberken bazen boğulduğunu, kendine ait bir yaşamı kalmadığını düşünmektedir. Kocası ise bu arada, internetteki porno sitelerinde, kendine alternatif zevkler aramakla meşguldür.

28 Ocak 2007 Pazar

AZRAİLE ÇELME TAKMAK

23466Bir kadın… 45 yaşında… 6’şar ay arayla 4 teyzesini ve annesini meme kanserinden kaybedince, kendi sağlık kontrollerini daha sık yaptırmaya başlamış. Bir göğsünde minicik, milimetrik bir kitle çıkınca, doktorları “takip edelim, henüz yaşınız çok genç” demişler. O ise ısrarla biyopsi istemiş. Biyopsi sonucu kanser olarak bildirilmiş. Bunun üzerine de kendisi için çok zor olabilecek bir düşünme sürecine girmiş... Tercihini, henüz 32 yaşındayken, her iki göğsünü de aldırmak yönünde kullanmış. Çünkü kendisi de bir hemşire olarak gelecekte onu nelerin beklediğini çok iyi bilmekte. 6 yıl kadar meme protezini de reddetmiş. “Kadın” olmanın sadece “meme sahibi olmak” demek olmadığının bilinci ve tepkisiyle. Kızının da ısrarlarıyla, 6 yılın sonunda meme protezi kullanmaya başlamış.

22 Ocak 2007 Pazartesi

ÇOCUKLUĞUMDA BİR PAZAR GÜNÜ

22446Ufff , biraz daha uyuyayım lütfennnn!!!! Şu rüyamın sonunu bir getireyim hele…. Hımmmm bu koku da ne???Annem gene sevdiğim peynir rendesi , yumurta ve maydanoz karışımını, ekmeğin üzerine sürmüş ve fırına vermiş galiba…Kokusu nefis…Taa yattığım odadan duyuyorum…Kalksam mı ki??? Beş dakika daha yatayım, sonra kalkarım.. Anneannem kalkmış çoktan…Bizi ziyarete geldiğinden beri, benimle aynı odada yatıyor…Gece , gene bir sürü kabus gördü herhalde…Uykusunda inleyip, tuhaf sesler çıkardı çünkü… Korkuyorum onunla uyurken…Ufff rüyamın da devamını göremedim…Kalkayım bari..

Önce bir elimi yüzümü yıkayayım…Su da ne kadar soğuk geliyor sabah sabah…Azıcık gözlerimin üzerine su çarpsam , kimseler görmeden, yeterli olur sanırım…Hay Allah!! Terliklerimi giymeyi unutmuşum….Tamam, hazırım kahvaltıya gitmeye.